Çocuk Cinsel İstismarında Doğrular ve Yanlışlar

Çocuğa yönelik cinsel istismarın/ensestin önlenmesi ve belirlenmesi için nelere dikkat edilmesi gerektiği ve daha da önemlisi toplum genelinde doğru olarak kabul edilen bazı bilgi ve davranışların aslında eksik ve yanlış olduğunun bilinmesi ve farkedilmesi gerektiği tüm profesyoneller tarafından kabul edilen bir gerçektir. Unutulmamalıdır ki cinsel istismar konusundaki yanlış bilgiler bu istismarın yıllar boyunca gizli kalmasına ve ortaya çıkmamasına neden olabilmekte ya da istismarın oluşmasına zemin hazırlayabilmektedir. Bu nedenle cinsel isrtismarda en çok yanılgıya düşülen konuların irdelenmesi önemlidir.

  • Çocuklarda cinsel istismar nadir görülen bir durumdur (Yanlış). İstismarın neden olduğu utanç, suçluluk gibi tepkilerden dolayı cinsel istismar çoğu kez gizlenmekte, aile içinde sır olarak saklanmaktadır. Bu nedenle gerçek istatistiksel verilere ulaşmak zordur (Doğru).
  • Çocuklar cinsel istismarı hayal güçlerinin genişliği nedeni ile uydururlar (Yanlış). Çocuk-lar bu konuda çoğunlukla yalan söylemezler. Burada ilk kural çocuğa inanmak olmalıdır (Doğru).
  • Olayı provoke eden çocuklar, şirin ve cazip kız çocukları, evden kaçan çocuklar, ihmal edilmiş çocuklar potansiyel kurbanlardır (Yanlış). Kurbanlar her sosyoekonomik ve sosyokültürel gruptan ve her yaştan kız ve erkek çocuklar olabilir (Doğru).
  • Sadece kız çocukları risk altındadır (Yanlış). Yapılan araştırmalarda, her beş kız çocuktan ve her on erkek çocuktan birinin cinsel istismara uğradığını göstermektedir. Kızlara göre erkeklerde daha düşük oranların saptanması erkek çocukların cinsel istismara daha az uğradığı anlamına da gelmemektedir. Nitekim erkek çocuklara yönelik cinsel istismar vaka-larında farklı dinamikler devreye girmekte ve yardım aramanın erkekliğe yakışmayacak bir davranış olduğu, ömür boyu damgalanacakları ya da homoseksüel olarak değerlendirilme korkuları nedeniyle erkek çocuk ve aileleri yaşadıklarını anlatmakta daha isteksiz davranmaktadır (Doğru).
  • Sıklıkla alt sosyoekonomik düzeydeki ailelerde yaşanır (Yanlış). Alt sosyoekonomik gruplarda, yani yoksul ailede yetişen çocuklarda fiziksel ve duygusal istismar ile çocuk ihmalinin daha sık olduğu birçok araştırmada gösterilmişse de cinsel istismar vakaları üzerinde yapılan değerlendirmelerde sosyoekonomik düzey ile cinsel istismar arasında anlamlı bir ilişki saptanamamıştır. Burada belirgin olan cinsel istismarın, her türlü sosyoekonomik ve sosyokültürel düzeyde görülebileceğidir (Doğru).
  • İstismarcılar, dışarıdan fark edilebilen anormal davranışları olan, genellikle yaşlı ve yabancı erkeklerle, sokaktaki hırpani serserilerdir. (Yanlış). Cinsel istismar ve tecavüz konusunda yapılan araştırmalar istismarcının çoğunlukla erkek, çekirdek aile, geniş aile, yakın çevre ya da eğitim kurumlarından ve çocuğun hatta ailenin de tanıdığı biri olduğunu göstermektedir. Cinsel istismar ve tecavüzü yapan kişiler evli, çocuklu, meslek sahibi kişiler olduğunda tespit edilmesi ve ortaya çıkması daha zor olmaktadır Vakaların %80 – 95’inde fail 20 – 40 yaşları arasında, kurban tarafından tanınan, evli ve çocuklu erkekler-dir (Doğru).(Dünya sağlık örgütü verilerine göre kadınların % 15-20, erkeklerin % 5-10’u hayatının bir döneminde cinsel istismara uğramaktadır) 
  • Parklar, umumi tuvaletler, ıssız sokaklar, karanlık yerler, boş inşaat sahaları cinsel istis-marın gerçekleşebileceği tehlikeli bölgelerdir (Yanlış). Cinsel istismar her ortamda olabi-lir ve sıklıkla sokakta, arazilerde değil, çocuğun bildiği, güvende hissettiği mekânlarda gerçekleşir. Olayın olduğu yer genellikle ev, okul, işyeri gibi çocuğun içinde bulunduğu yakın çevresidir (Doğru).
  • Çocuk sesini çıkarmadıysa rızası vardır (Yanlış). Çocuk istismarında çocuğun rızası diye bir kavram yoktur, çocuğun kendinden yaşça büyük birinin isteklerini sessiz kalarak yeri-ne getirmesi, bunu kabul ettiği anlamına gelmez. İstemediği söz ve davranışlara itiraz et-memesi, rıza göstergesi değil, her anlamda gücünün yetmemesi ile ilişkidir (Doğru). Ay-rıca, çocuklar durumun ciddiyetini anlamlandıramadıkları için, küçük hediyeler, ödüller verilerek kandırılabilir. Çocuk ödülü kabul ettiği için istismarcı tarafından ailesine söyle-me tehdidiyle korkutulabilir ve bu şekilde istismar sürdürülebilir.
  • Çocukları sık sık uyarırsak onları tehlikelerden korumuş oluruz (Yanlış). Çocukları ko-rumanın bilinen en etkili yolu, onlara cinsel istismarla ilgili bilgilendirme eğitimi vermek-tir. Bu eğitimin ise çocuğun bakımından ve eğitiminden sorumlu olan kişiler tarafından ve doğru şekilde ve doğru zamanda verilmesi gerekmektedir (Doğru).
  • Çocuklar olan biteni çabuk unuturlar. Yaşça daha büyük ve olgun çocuklar bu travmayı kolay atlatırlar (Yanlış). Cinsel istismar, çocuğun ruhsal ve fiziksel sağlığına ciddi dere-cede zarar verir ve çocuğun özgüvenini, cinselliğini, sosyal ilişkilerini ve giderek tüm ha-yatını etkileyebilecek ağır bir travma haline gelebilir (Doğru).

  966 Hits

Munchausen by Proxy Sendromu (Maskeli İstismar)

Çocuk İstismarı ile ilgili yazılarımıza devam ediyoruz. Bu günkü konumuz "Maskeli İstismar" olarak tanımlanan Munchausen sendromu.

Bu sendrom genel olarak “istemli bir şekilde fiziksel, psikolojik belirti ve hastalık üreterek hasta rolü oynama ve bu yolla duygusal doyum sağlama” şeklinde tanımlanan bir bozukluktur (NOYAN, 2000). Munchausen sendromunda hasta, doktorun muayenehanesine ya da acil servise sıklıkla klinik belirtilerle desteklenen uydurma bir öykü ile gelmektedir ve kendisine birden çok tanı ve tedavi işleminin uygulanmasına rıza göstermektedir. Hasta, gerçekte bir hastalığı olmadığı için kendisine uygulanan tüm işlemlere rağmen tedavi niteliğinde bir sonuç alamadan hastaneden ayrılmaktadır. Kişi, benzer hastalık belirtilerini yineleyerek tekrar ve tekrar aynı veya farklı hastanelere başvurmaktadır.

Çocuk istismarının ağır bir türü olan “munchausen by proxy sendromu” ise bir başkasına yüklenen yapay bozukluk anlamına gelmekte ve Türkiye alanyazınında maskeli istismar olarak yer almaktadır.

Maskeli istismar; fiziksel ve/veya duygusal (psikolojik) istismarı da içeren ancak diğer istismar türlerinden farklı özellikleri nedeni ile ayrıca ele alınması gereken bir istismar türü olarak karşımıza çıkmaktadır.

"Munchausen sendromu ilk kez 1951’de hastaneleri dolaşıp hastalık öyküleri uyduran ve kendilerine gereksiz yere cerrahi girişimler uygulanmasına razı olan bir grup hastayı belirtmek için kullanılmıştır. Sendroma ismi verilen Baron Karl Von Munchausen ise 18. YY.’da yaşamış ve Türk – Rus savaşından döndükten sonra kendi eklediği ayrıntılarla daha da ilginç hale getirdiği gerçek dışı maceralarını anlatan eski bir süvari subayıdır. Baron Munchasen hakkında yazar Rudolf Erich Raspe tarafından yazılan kitap, hastalığa ad bulunması aşamasında akla gelmiş ve sahte, abartılı hikâyeler anlatmakla ünlenmiş bu subayın adının kullanılmasına karar verilmiştir."

Devamı
  670 Hits

Ebeveyne Yabancılaşma Sendromu (EYS)

Ebeveyne Yabancılaşma Sendromu (EYS): Duygusal istismarın en tipik örneği ise Ebeveyne Yabancılaşma Sendromu (EYS) olarak kar-şımıza çıkmaktadır. Her çocuk anne ve babalı büyüme hakkına sahiptir ve bu hak günümüz modern toplumlarında en temel insan haklarından birisi olarak kabul edilmektedir. Bu açıdan bakıldığında çocuk açısından ebeveynleri ile ...

Devamı
  691 Hits